Makaleni gönder !

Burada makalenizin yayınlanmasını istiyorsanız, yapmanız gereken çok basit; aşağıdaki linke tıklayın ve çıkan formu doldurup gönderin, yayınlayalım !
 
Makaleler
Günümüz Geometrisi
Gönderen: fisun

Bu yıl 90. yılını kutladığımız 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı milli bayramlarımızdan biridir.1938 yılından beri kutlanmaktadır.Ülkemiz genç nüfusa sahip. Öyleyse hepimizin bayramı kutlu olsun. Hayırlara vesile olacak, daha nice güzel bayramlar dileğiyle...
Atatürk Samsun'a çıkma hazırlığı içindeyken, hakkında tutuklama emri çıkar. Bu emri yerine getirecek olan Kazım Karabekir'dir. Atatürk'ü bulur, tutuklayacaktır. Atatürk konuşmak ister. Kazım Karabekir ile bir evde sabaha dek konuşurlar. Sabaha karşı Kazım Karabekir "emrinizdeyim" der.Atatürk'ün Samsun'a çıkışına en büyük destek Kazım Karabekir'den gelir.
Van'ı gezdiğimde Kazım Karabekir Caddesine girdik. Gelişmiş ve derli toplu bir cadde. Biraz ilerleyince caddenin aynı zamanda Maraş Caddesi olarak bilindiğini öğrendik. İki isimde kullanılıyor.
Bu bayramda yine Atatürk'ün Hitabı okunacak."Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir." Diye başlayan ve gençliin Ata'ya cevabı okunacak. Coşkuyu paylaşacaklar ve paylaşacağız.
Atatürk'ün her alanda mantıklı ve güncelliğini koruyan sözleri var. Ben yeşili, yeşilliği, ağacı çok severim.Yeşillikler tozu tutar, gürültüyü emer, malzeme üretebiliriz.En önemlisi soluduğumuz havayı üretir, oksijen. Gözlerimizi dinlendirir.(nitekim;Muhsin Yazıcıoğlu'nun bembeyaz hücresinde, renk körü olmamak için maydanoz ve soğan istemesi gibi...)
Bu konuda Atatürk'ün söylediği bir sözü ilkokul öğretmenim kompozisyon yazdırmıştı.Söz şu;"yeşil görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle ağaçlandırın ki, görmeyen gözler bile yeşillikler içinde olduğunu fark etsin."
Fakat bir şey var ki yazdığı geometri kitabı. Üstelik halen güncelliğini koruyor.Bu kitap 1936-37 kış aylarında kaleme alıyor.kitap 44 sayfa, Küçük bir kitap ama birçok konuyu sadeleştiriyor, herkesin anlayacağı bir duruma getiriyor.
Bu kitapta yer verilen bazı bilgilerin sadeleştirilmesini aktarmak istiyorum.
mekan- uzay
kutur- çap
nısf-ı kutur- yarıçap
kavis- yay
zaviye- açı
muhiy-i daire- teğet
re'sen mütekabil zaviyeler- yöndeş açılar
şakuli- düşey
müsavi- eşit
kaide- taban
mustatil- dikdörtgen
dılı- kenar
müsavi-eşit
mecmu- toplam
murabba- kare
hattı munassıf- açı ortay
müştak- türev
KAYNAK- KEMAL ATATÜRK
kİTAP 1937 YILINDA YAZAR ADI KONMAKSIZIN YAYINLANDI.1971 yılında 2. baskı Türk Dil Kurumu tarafından çıkarılmış tüm sözcükler Atatürk tarafından yapılmıştır.Tanınmış bilim tarihçisi Ord.Prof. Dr. Aydın Sayılı, tam bir yetkiyle, bu geometri kitabını,"küçük fakat anıtsal bir yapıt"diye nitelendirilmiştir.Yaptığı her işi yakından takip eden Atatürk, 1937 yılındaterim çalışmalarının ülkedeki etkisini öğrenmek için sonbaharda Sivas'a gitmiş. Dokuzuncu sınıfa girerek halen zor terimlerin kullanıldığını, dersin zorlaştığını görür. Ve gerekli uyarıyı yapar. Her öğrencinin anlayacağı terimlerin kullanılmasını ister.Atatürk'ün matematiğisevdiğini daha ortaokuldayken öğretmeninin ona KEMAL adını vardiğini biliyoruz.Ayrıca Selanik Rüştiye'sinde matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa derse giremediğinde dersi yine MUSTAFA KEMAL anlatırmış.Çok yönlü lider olan Atatürk'ün annesi ile ilgili geçenlerde bir haber yayınlandı.Babası olmayan çocukların okutulduğu, ücret almadan iyi bir eğitim veren Darrülşafaka'a bağış yapmış. Ama vasiyet etmiş, her kadir gecesi hatim indirilecek ve çocuklar mevsim meyvelerinden yiyebilecek.(biliyoruz ki, Atatürk'te babasız büyüdü.)
Atatürk'ün eşi de bir daha evlenmemiş ve Fatma adıyla yıllarca yazılar yazmıştır.
ve Atatürk Diyor Ki;
TOPLUMUN DÜŞMANI BİLGİSİZLİK, BİLGİSİZLİĞİN DÜŞMANI ÖĞRETMENLERDİR!
KEMAL ATATÜRK
 
NE OLUYOR BİZE!
Gönderen: Ender

Aynı ortamda dünyaya gözlerini açan balarısı üyeleri kovanlarını korumak ve bal yapmakla yükümlüdürler.Yaptıkları balı insanlara verirler ve kendileride bu baldan yerler.
Karıncalarda yuvalarına yaz boyu yiyecek taşıyarak kışın rahat olmak isterler.Yazın onların boylarından büyük taneleri taşıdıklarını görmüşsünüzdür.Amaç farklı değil, yaşamak ama rahat yaşamak için çalışıyor.
sınıfımda yurdumuzun birçok yerinden öğrenci var.Trabzon, Malatya,Kayseri,Kafkas,Bulgaristan,Kosova,Yunanistan, Bulgaristan,Adana,Samsun,İzmir,Adıyaman aklıma gelenler.Aynı ortamda ders yapıyor, aynı bayrağı selamlıyoruz.Aynı sınırlar içindeki topraklarımıza Türkiye bizim diyoruz.Ayrıcalık yok.Kim çalışkansa o yüksek not alıyor.Kimin resmi güzelse o asılıyor.Kim yaramazsa o ceza alıyor,velisi çağrılıyor.Aynı şakalara gülüyor, aynı müziği severek söylüyoruz.İçlerinde fakirde var, zenginde.ayrım yapmıyoruz.Esmeri de var, sarısıda, kumralıda.Sen güzelsin, sen çirkinsin demiyoruz.Önemli olan çalışmak ve karekterimizin güzelliğidir diyoruz.Küslük olursa konuşarak doğruyu bulmaları için gerekirse yarım saatimizi veriyoruz.
Ne dini nede ırk ayrımı yapıyoruz. biz bir bayrak altında toplanmış,atalarımızın çizdiği sınırlarla belirlenmiş türkiye de yaşayan türkleriz diyoruz. Her zaman parolamız şu;çalşan kazanır, çalan değil.
İnsanlar var olanı güzelleştirmek yerine, olanı bozmakta daha ustalar.Yapmak emek ister, yıkmaksa kaba kuvvet.
Büyüklerimizinde yıkık yerini onarmak dururken, dahada köhneleştirmeyi doğru bulmuyoruz. Geride kaldık diye hayıflanmaktansa, tut ucundan kardeşim kalkındıralım diyen insanlar istiyoruz.Dinimizin siyasete karıştırılmamasını istiyoruz.Mezhebimiz farklı olabilir, tutuğumuz partiler gibi.Ama dua ederken bir Allah a yalvarıyoruz.Güvendiğimiz, sığındığımız.
Atatürk ün altı ilkesi var, sahip çıkalım.CUMHURİYETÇİLİK;ülkemizin idari şeklidir.MİLLİYETÇİLİK;aynı topraklar üzerinde yaşayan insanlarımıza sahip çıkmalıyız.LAİKLİK;din ile devlet işlerini birbirine karıştırmamalıyız.HALKÇILIK;milletimizden çalışan ve üreten insanlarını devletdesteklemelidir.DEVLETÇİLİK;devlet olarak halkın çıkarlarını gözetmelidir.İNKILAPÇILIK;her yeniliği süzmeli sonra gerçekleştirmelidir.(beş on yıl sonrasını düşünmek gibi.)
Büyüklerimizin tüm çabası sağlam işlerle anılmak olmalıdır.Ülkemizin huzura ve istikrara ihtiyacı var.Çatışmalardan, kavgalardan,koltuk sevdalarından,işini iyi yapanların aşağı çekilmesinden,iğrelti değişimlerden bıktık.
Öz biz isek, sözde biziz.İstikrar istiyoruz.Huzur istiyoruz.Ekmeği bedava yapın demiyoruz.

selam ve sevgilerimle

 
HÜZÜN YAKIŞIR MI?
Gönderen: Figen Yılmaz

Hüzün,gönlümün sıkıntısının yüzüme yansıması değil mi? canımın hiçbir şey istememesi,bakışlarımın donuk, dudaklarımın ağlamaklı duruşu değil midir? Hava güneşli olmasına rağmen gözlerime hüzün perdesi inmesi değil midir? Konuşmalarımda ki, kelimeler kırık dökük, hüzünle dökülen sözcükler...
O gün duvar dibinde ağlayan küçük çocuğun hıçkırıklarını duydum tekrar...Yanına yaklaşıp "neden ağlıyorsun sen" gözlerini bana dikip, omzunu silkti.Saçlarına dokundum,"eğer neden ağladığını söylersen,çözüm bulabiliriz." Beş altı yaşlarındaydı.Kahverengi gözleri ağlamaktan kızarmış,burnu akmıştı.Giyiminden durumunun iyi olduğu anlaşıyordu.Fakat öyle üzgündü ki...Sorunun ne olduğunu anlayamamıştım,ama ısrarlıydım."Senin adın ne?" kısık bir sesle "Oğuzz"dedi.Evinin nerde olduğunu,neden yalnız olduğunu ve niçin ağladığını öğrendim.Köşedeki bakkala gidip on yumurta alacakmış.Fakat aldığı yumurtalar kırıldığı için eve gidemiyormuş.Annesi kızıp, bir dahas bakkala göndermez diye eve gidemiyormuş...Kırık yumurtaları halen sıkı sıkı tutuyordu.Elindeki kırık yumurtaları aldım."bunları çöpe atalım.Sana yeniden yumurta alalım,"dedim."Param bitti"dedi.yüzü ne kadar masum, ne kadar çaresiz görünüyordu."Bak, yumurtaları alacağız,sende eve götüreceksin.Sen arkadaşımsın artık,buda bizim sırrımız, tamam mı?" Yüzü aydınlanır gibi oldu."ben seni tanımıyorum" dedi."Ben şu karşı binada oturuyorum.Sen nerde oturuyorsun arkadaşım?"Durdu,ileride ki mavi binayı gösterdi.Elinden tutup,küçük arkadaşımın bakkala girdik.Yumurtaları alıp, birer de çikolata aldık,kendimize.Sonrası malum küçük arkadaşımı evine kadar bıraktım.Yüzünde ki hüzün bulutu dağılmış,yerini tebessüm almıştı.Oysa ben ondan daha mutlu olmuştum.Hüzünlü bir küçük yüzü gülümsetmiştim.Fakat ailesini tanıdığımı söylemedim,küçük arkadaşıma.Bu süpriz olacaktı...Annesi biliyordu,yakınlarına taşındığımı.Fakat henüz güle güle otura gelmemişlerdi...
Hüznü yakıştırdığınız bir yüz var mı? Buğulu bir çift göz,somurtkan bir yüz,cansız,isteksiz cümleler...
Hüznü azaltmanın en kestirme yolu ppaylaşmaktır.Konuşarak,anlatarak,konuyla ilgili örneklemeler yaparak...Hüzün ne erkeğe, ne kadına hele çocuğa.Hüzün de hayatın bir parçası, kabul etmek gerek.Ama en kısa sürede hüznü dağıtmak gerek.
YAŞAMINIZDA MİNİK HÜZÜN,KOCAMAN MUTLULUKLAR OLSUN.

Sevgi ve Saygılarımla
hoşçakalın..
 
ÖĞRENDİM Kİ ...
Gönderen: fatmagül


ÖĞRENDİM Kİ;
Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika.
ÖĞRENDİM Kİ;
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz.Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
ÖĞRENDİM Kİ;
Hayatında nelere sahip olduğun değil, kiminle olduğun önemli.
ÖĞRENDİM Kİ;
Sevimlilik yaparak on beş dakika kazanmak mümkün. Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
ÖĞRENDİM Kİ;
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil,kendi en iyinle kıyaslamak sonuç verir.
ÖĞRENDİM Kİ;
İnsanların başına ne geldiği değil,o durumda ne yaptıkları önemli.
ÖĞRENDİM Kİ;
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle,her işin iki yüzü vardır.
ÖĞRENDİM Kİ;
Olmak istediğim insan olabilmem için çok vakit alıyor.
ÖĞRENDİM Kİ;
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek,hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
ÖĞRENDİM Kİ;
"Bittim." Dediğin andan itibaren pilinin bitmesine daha çok var.
ÖĞRENDİM Kİ;
Sen tepkilerini kontrol edemezsen,tepkilerin hayatını kontrol eder.
ÖĞRENDİM Kİ;
Kahraman dediğimiz insanlar,bir şey yapılması gerektiğinde yapılması gerekeni şartlar ne olursa olsun yapanlardır.
ÖĞRENDİM Kİ;
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
ÖĞRENDİM Kİ;
Bazı insanlar
sizi çok seviyor, ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
ÖĞRENDİM Kİ;
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz de bazıları hiç karşılık vermiyor.
ÖĞRENDİM Kİ;
Para ucuz,başarı pahalı.
ÖĞRENDİM Kİ;
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.
ÖĞRENDİM Kİ;
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüğünde bazıları kaldırmak için elini uzatır.
ÖĞRENDİM Kİ;
İki insan aynı şeye bakıp tamamen farklı şeyler görebilirler.
ÖĞRENDİM Kİ;
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi var.
ÖĞRENDİM Kİ;
Hayat yaşanarak,yaşatarak,yaşanılarak öğreniliyor.
ÖĞRENDİM Kİ;
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar daha uzun yol yürür.

ALINTIDIR
BAŞARI DENEYİMLERİ KİTABI
 
BENİ DUYABİLDİNİZ Mİ?
Gönderen: Fatmagül   

      Dinlemek, çocuğunuza kendini değerli hissetmesini sağlayacak en önemli yöntemlerden biridir. O yüzden,"çocuğunuza kulak verin, yüz değil."
Bir insana dinlendiğini hissettirmek sevginin en güzel ifadesidir.Çiftleri izleyin, yeni çıkanların birbirlerini ne kadar dinlediğini, evliliği belli bir sürenin üzerinde olanların birbirlerinin anlattıklarına ne kadar ilgisiz olduklarını göreceksiniz.
Etrafınızdan öğrenebileceğimiz çok şey var, yeter ki anlamak için dinleyin.
Bir arkadaşım anlatmıştı;bir tanıdıklarının evlerinde televizyon arıza yapmı,tamirci gelip TV'nin arkasını açmış bir sürü ekmek kırıntısı...Tabi kimin yaptığını hemen anlamışlar;evin beş yaşındaki yaramaz kızı. Bu hangi ailemizde gerçekleşirse gerçekleşsin tepki bellidir:Tamircinin de yanında çatır çutur çocuğa gireriz.Anne öyle yapmamış, çocuğuyla konuşmayı denemiş ve öğrendiklerinden sonra da hüngür hüngür ağlamış. Çocuk ekranda Afrika'daki aç çocukları gördükçe mutfaktan ekmek alıp TV'nin açık bulduğu tek yerinden, arkadaki ızgaralardan içeri atıyormuş.
Herkes dinlemeye değer.
Etrafınızı dinleyin;küçük oğlunuzu, eşinizi, eski zaman hikayelerini, babaannenizin on defa anlattığı öyküyü, uçan martıları,baharda açan papatyaları, Barış Manço'yu, taş plakları, şehirlerarası yollarda uzayıp giden kavakları, gecenin sessizliğini, yemek yerken kaşık, çatal seslerini dinleyin, sabahleyin kuş seslerini dinleyin. Çok şey öğreneceksiniz.
Artık iş size kalmış.Ağzınızı yumun, kulaklarınızı açın.
YAŞADIĞINIZ YERİ SEVİN, DİNLEYİN, DİNLEYİN, DİNLEYİN...

Selam ve sevgilerimle
 

kucukcekmece_reklam_vermek.jpg
 

Bugünkü ziyaretçi sayımız: 378