Yaşam
VİZYONDAKİ FİLMLER

 

 sinema_grsel.jpeg

 
Dumansız Hava Sahası
1-TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN ZARARLARININ ÖNLENMESİ ve KONTROLÜ HAKKINDA KANUN'U D MADDESİ UYGULANMAYA BAŞLANDI.

TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN ZARARLARININ ÖNLENMESİ ve KONTROLÜ HAKKINDA KANUN:

Diğer ülke kanunlarıyla kıyaslandığında kişilere oldukça kapsamlı bir koruma getiriyor. Kanunun amacı:

  • Kişileri ve gelecek nesilleri tütün ürünlerinin zararlarından korumak,
  • Herkesin temiz hava soluyabilmesini sağlamak.
Kanunun 19 Mayıs 2008’de Yürürlüğe Girecek Hükümleri
  • Sigara paketlerinin üzerinde sadece yazı değil, resimli uyarılar da yer alabilecek.
  • Televizyonlarda rol gereği bile olsa sigara görüntülerine yer verilemeyecek.
  • Bu tarihten itibaren sigara firmaları, topluma faydalı da olsa hiçbir etkinliğe sponsor olamayacaklar.
Sigara ve tütün ürünlerinin kullanılamayacağı alanlar:
  • Kamu hizmet binalarının kapalı alanları,
  • Her türlü eğitim, sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor ve benzeri amaçlı özel hukuk kişilerine ait olan ve birden çok kişinin girebileceği (ikâmete mahsus konutlar hariç) binaların kapalı alanları,
  • Taksi, dolmuş ve otobüsler,
  • Demiryolu, denizyolu ve havayolu toplu taşıma araçları,
  • Okul öncesi eğitim kurumları, dershaneler, özel eğitim ve öğretim kurumları dahil olmak üzere ilk ve orta öğrenim kurumlarının, kültür ve sosyal hizmet binalarının “kapalı ve açık alanları”nda

Sigara içilmeyecek.

Devamını oku...
 
Günümüz Geometrisi
Gönderen: fisun

Bu yıl 90. yılını kutladığımız 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı milli bayramlarımızdan biridir.1938 yılından beri kutlanmaktadır.Ülkemiz genç nüfusa sahip. Öyleyse hepimizin bayramı kutlu olsun. Hayırlara vesile olacak, daha nice güzel bayramlar dileğiyle...
Atatürk Samsun'a çıkma hazırlığı içindeyken, hakkında tutuklama emri çıkar. Bu emri yerine getirecek olan Kazım Karabekir'dir. Atatürk'ü bulur, tutuklayacaktır. Atatürk konuşmak ister. Kazım Karabekir ile bir evde sabaha dek konuşurlar. Sabaha karşı Kazım Karabekir "emrinizdeyim" der.Atatürk'ün Samsun'a çıkışına en büyük destek Kazım Karabekir'den gelir.
Van'ı gezdiğimde Kazım Karabekir Caddesine girdik. Gelişmiş ve derli toplu bir cadde. Biraz ilerleyince caddenin aynı zamanda Maraş Caddesi olarak bilindiğini öğrendik. İki isimde kullanılıyor.
Bu bayramda yine Atatürk'ün Hitabı okunacak."Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir." Diye başlayan ve gençliin Ata'ya cevabı okunacak. Coşkuyu paylaşacaklar ve paylaşacağız.
Atatürk'ün her alanda mantıklı ve güncelliğini koruyan sözleri var. Ben yeşili, yeşilliği, ağacı çok severim.Yeşillikler tozu tutar, gürültüyü emer, malzeme üretebiliriz.En önemlisi soluduğumuz havayı üretir, oksijen. Gözlerimizi dinlendirir.(nitekim;Muhsin Yazıcıoğlu'nun bembeyaz hücresinde, renk körü olmamak için maydanoz ve soğan istemesi gibi...)
Bu konuda Atatürk'ün söylediği bir sözü ilkokul öğretmenim kompozisyon yazdırmıştı.Söz şu;"yeşil görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle ağaçlandırın ki, görmeyen gözler bile yeşillikler içinde olduğunu fark etsin."
Fakat bir şey var ki yazdığı geometri kitabı. Üstelik halen güncelliğini koruyor.Bu kitap 1936-37 kış aylarında kaleme alıyor.kitap 44 sayfa, Küçük bir kitap ama birçok konuyu sadeleştiriyor, herkesin anlayacağı bir duruma getiriyor.
Bu kitapta yer verilen bazı bilgilerin sadeleştirilmesini aktarmak istiyorum.
mekan- uzay
kutur- çap
nısf-ı kutur- yarıçap
kavis- yay
zaviye- açı
muhiy-i daire- teğet
re'sen mütekabil zaviyeler- yöndeş açılar
şakuli- düşey
müsavi- eşit
kaide- taban
mustatil- dikdörtgen
dılı- kenar
müsavi-eşit
mecmu- toplam
murabba- kare
hattı munassıf- açı ortay
müştak- türev
KAYNAK- KEMAL ATATÜRK
kİTAP 1937 YILINDA YAZAR ADI KONMAKSIZIN YAYINLANDI.1971 yılında 2. baskı Türk Dil Kurumu tarafından çıkarılmış tüm sözcükler Atatürk tarafından yapılmıştır.Tanınmış bilim tarihçisi Ord.Prof. Dr. Aydın Sayılı, tam bir yetkiyle, bu geometri kitabını,"küçük fakat anıtsal bir yapıt"diye nitelendirilmiştir.Yaptığı her işi yakından takip eden Atatürk, 1937 yılındaterim çalışmalarının ülkedeki etkisini öğrenmek için sonbaharda Sivas'a gitmiş. Dokuzuncu sınıfa girerek halen zor terimlerin kullanıldığını, dersin zorlaştığını görür. Ve gerekli uyarıyı yapar. Her öğrencinin anlayacağı terimlerin kullanılmasını ister.Atatürk'ün matematiğisevdiğini daha ortaokuldayken öğretmeninin ona KEMAL adını vardiğini biliyoruz.Ayrıca Selanik Rüştiye'sinde matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa derse giremediğinde dersi yine MUSTAFA KEMAL anlatırmış.Çok yönlü lider olan Atatürk'ün annesi ile ilgili geçenlerde bir haber yayınlandı.Babası olmayan çocukların okutulduğu, ücret almadan iyi bir eğitim veren Darrülşafaka'a bağış yapmış. Ama vasiyet etmiş, her kadir gecesi hatim indirilecek ve çocuklar mevsim meyvelerinden yiyebilecek.(biliyoruz ki, Atatürk'te babasız büyüdü.)
Atatürk'ün eşi de bir daha evlenmemiş ve Fatma adıyla yıllarca yazılar yazmıştır.
ve Atatürk Diyor Ki;
TOPLUMUN DÜŞMANI BİLGİSİZLİK, BİLGİSİZLİĞİN DÜŞMANI ÖĞRETMENLERDİR!
KEMAL ATATÜRK
 
NE OLUYOR BİZE!
Gönderen: Ender

Aynı ortamda dünyaya gözlerini açan balarısı üyeleri kovanlarını korumak ve bal yapmakla yükümlüdürler.Yaptıkları balı insanlara verirler ve kendileride bu baldan yerler.
Karıncalarda yuvalarına yaz boyu yiyecek taşıyarak kışın rahat olmak isterler.Yazın onların boylarından büyük taneleri taşıdıklarını görmüşsünüzdür.Amaç farklı değil, yaşamak ama rahat yaşamak için çalışıyor.
sınıfımda yurdumuzun birçok yerinden öğrenci var.Trabzon, Malatya,Kayseri,Kafkas,Bulgaristan,Kosova,Yunanistan, Bulgaristan,Adana,Samsun,İzmir,Adıyaman aklıma gelenler.Aynı ortamda ders yapıyor, aynı bayrağı selamlıyoruz.Aynı sınırlar içindeki topraklarımıza Türkiye bizim diyoruz.Ayrıcalık yok.Kim çalışkansa o yüksek not alıyor.Kimin resmi güzelse o asılıyor.Kim yaramazsa o ceza alıyor,velisi çağrılıyor.Aynı şakalara gülüyor, aynı müziği severek söylüyoruz.İçlerinde fakirde var, zenginde.ayrım yapmıyoruz.Esmeri de var, sarısıda, kumralıda.Sen güzelsin, sen çirkinsin demiyoruz.Önemli olan çalışmak ve karekterimizin güzelliğidir diyoruz.Küslük olursa konuşarak doğruyu bulmaları için gerekirse yarım saatimizi veriyoruz.
Ne dini nede ırk ayrımı yapıyoruz. biz bir bayrak altında toplanmış,atalarımızın çizdiği sınırlarla belirlenmiş türkiye de yaşayan türkleriz diyoruz. Her zaman parolamız şu;çalşan kazanır, çalan değil.
İnsanlar var olanı güzelleştirmek yerine, olanı bozmakta daha ustalar.Yapmak emek ister, yıkmaksa kaba kuvvet.
Büyüklerimizinde yıkık yerini onarmak dururken, dahada köhneleştirmeyi doğru bulmuyoruz. Geride kaldık diye hayıflanmaktansa, tut ucundan kardeşim kalkındıralım diyen insanlar istiyoruz.Dinimizin siyasete karıştırılmamasını istiyoruz.Mezhebimiz farklı olabilir, tutuğumuz partiler gibi.Ama dua ederken bir Allah a yalvarıyoruz.Güvendiğimiz, sığındığımız.
Atatürk ün altı ilkesi var, sahip çıkalım.CUMHURİYETÇİLİK;ülkemizin idari şeklidir.MİLLİYETÇİLİK;aynı topraklar üzerinde yaşayan insanlarımıza sahip çıkmalıyız.LAİKLİK;din ile devlet işlerini birbirine karıştırmamalıyız.HALKÇILIK;milletimizden çalışan ve üreten insanlarını devletdesteklemelidir.DEVLETÇİLİK;devlet olarak halkın çıkarlarını gözetmelidir.İNKILAPÇILIK;her yeniliği süzmeli sonra gerçekleştirmelidir.(beş on yıl sonrasını düşünmek gibi.)
Büyüklerimizin tüm çabası sağlam işlerle anılmak olmalıdır.Ülkemizin huzura ve istikrara ihtiyacı var.Çatışmalardan, kavgalardan,koltuk sevdalarından,işini iyi yapanların aşağı çekilmesinden,iğrelti değişimlerden bıktık.
Öz biz isek, sözde biziz.İstikrar istiyoruz.Huzur istiyoruz.Ekmeği bedava yapın demiyoruz.

selam ve sevgilerimle

 
HÜZÜN YAKIŞIR MI?
Gönderen: Figen Yılmaz

Hüzün,gönlümün sıkıntısının yüzüme yansıması değil mi? canımın hiçbir şey istememesi,bakışlarımın donuk, dudaklarımın ağlamaklı duruşu değil midir? Hava güneşli olmasına rağmen gözlerime hüzün perdesi inmesi değil midir? Konuşmalarımda ki, kelimeler kırık dökük, hüzünle dökülen sözcükler...
O gün duvar dibinde ağlayan küçük çocuğun hıçkırıklarını duydum tekrar...Yanına yaklaşıp "neden ağlıyorsun sen" gözlerini bana dikip, omzunu silkti.Saçlarına dokundum,"eğer neden ağladığını söylersen,çözüm bulabiliriz." Beş altı yaşlarındaydı.Kahverengi gözleri ağlamaktan kızarmış,burnu akmıştı.Giyiminden durumunun iyi olduğu anlaşıyordu.Fakat öyle üzgündü ki...Sorunun ne olduğunu anlayamamıştım,ama ısrarlıydım."Senin adın ne?" kısık bir sesle "Oğuzz"dedi.Evinin nerde olduğunu,neden yalnız olduğunu ve niçin ağladığını öğrendim.Köşedeki bakkala gidip on yumurta alacakmış.Fakat aldığı yumurtalar kırıldığı için eve gidemiyormuş.Annesi kızıp, bir dahas bakkala göndermez diye eve gidemiyormuş...Kırık yumurtaları halen sıkı sıkı tutuyordu.Elindeki kırık yumurtaları aldım."bunları çöpe atalım.Sana yeniden yumurta alalım,"dedim."Param bitti"dedi.yüzü ne kadar masum, ne kadar çaresiz görünüyordu."Bak, yumurtaları alacağız,sende eve götüreceksin.Sen arkadaşımsın artık,buda bizim sırrımız, tamam mı?" Yüzü aydınlanır gibi oldu."ben seni tanımıyorum" dedi."Ben şu karşı binada oturuyorum.Sen nerde oturuyorsun arkadaşım?"Durdu,ileride ki mavi binayı gösterdi.Elinden tutup,küçük arkadaşımın bakkala girdik.Yumurtaları alıp, birer de çikolata aldık,kendimize.Sonrası malum küçük arkadaşımı evine kadar bıraktım.Yüzünde ki hüzün bulutu dağılmış,yerini tebessüm almıştı.Oysa ben ondan daha mutlu olmuştum.Hüzünlü bir küçük yüzü gülümsetmiştim.Fakat ailesini tanıdığımı söylemedim,küçük arkadaşıma.Bu süpriz olacaktı...Annesi biliyordu,yakınlarına taşındığımı.Fakat henüz güle güle otura gelmemişlerdi...
Hüznü yakıştırdığınız bir yüz var mı? Buğulu bir çift göz,somurtkan bir yüz,cansız,isteksiz cümleler...
Hüznü azaltmanın en kestirme yolu ppaylaşmaktır.Konuşarak,anlatarak,konuyla ilgili örneklemeler yaparak...Hüzün ne erkeğe, ne kadına hele çocuğa.Hüzün de hayatın bir parçası, kabul etmek gerek.Ama en kısa sürede hüznü dağıtmak gerek.
YAŞAMINIZDA MİNİK HÜZÜN,KOCAMAN MUTLULUKLAR OLSUN.

Sevgi ve Saygılarımla
hoşçakalın..
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 338
kucukcekmece_reklam_banner.jpg 
Bugünkü ziyaretçi sayımız: 311